Pazar Sancıları II

Yine bir pazar, yine bir sancı.

Sancılarla dünyaya gelen insanın, hayatına yeni sancılar eklemesi ve sancılarla yaşamını sürdürmesi pek de şaşırtıcı değil.

Yine bir pazar… Hem de astrologlara göre ay tutulması var. Elle tutulur pek bir şey olmayınca, ay tutulması insana pek önemli geliyor tabii.

Hayatımdan sancıları çıkaramadığım sürece, yeni bir ritüelim var: sancılarımı paylaşarak başkalarının da karnını ağrıtmak.

Bazen bu, yükü hafifletiyor gibi geliyor. Fakat sancı, paylaştıkça çoğalıyor; başkalarının bakışlarında kendi acını daha da büyümüş, kendini biraz daha aciz görüyorsun.

Sıradan bir haftanın, sıradan bir gününde, pek de sıradan olmayan bazı diyaloglar kuruldu bu hafta. İnsanın geçmişinin peşini bırakmayan çaresizliğine bir kez daha ikna oldum.

Düşününce:

Belki de gülümsediğimiz için yaşadığımızı, kocaman kocaman çınar ağaçlarından farklı olarak, yaralarımızın zaman geçtikçe kapanacağını, bir daha da asla görünmeyeceğini düşündük.

Oysa görünmez olmak, iyileşmek demek değil. Sadece saklamak demek.

Ama düşünmeyi uzun zaman önce bırakmam gerekirdi. Yanlışlar ve en büyük pişmanlıklar, çoğu zaman düşününce oluyor; bunu daha önce öğrenmiştik.

Bazen, aklına düşen tek bir anı, geceyi sabaha kadar kanatabiliyor.

Ağaçların kovuklarına bakarak, onların kaç yaşında olduğunu ve geçirdiği kışları anlayabiliyormuşuz.

Fakat bunun için ağacı ortadan kesmek gerekir.

İnsanlar içinse durum biraz ağır; diğer insanlarla olan bağını tamamen kopardığında, işte o zaman geçirdiğin kışları ve yaşadığın acıları herkes görebilir.

Belki de bu yüzden bazı insanlar başkalarına sımsıkı tutunur; çünkü koparlarsa, tüm hikâye ortaya dökülecektir.

Ve belki de bu yüzden bizler, kopmayı değil, ağır ağır çürümeyi seçiyoruz.

Kopmak bir anda olur; keskin ve kesin. Ama çürümek… Çürümek, kimse fark etmeden yaşanır; sessizce, kimsesizce, koku yayılana kadar.

Ay tutulması da böyle değil mi zaten? Gözümüzün önünde olur ama çoğu insan fark etmez. Sadece bazıları kafasını kaldırır ve o eksikliği, dünden farklı bir şekilde görür.

Ben de kafamı kaldırdım bugün. Ayın kararmış yüzünde, kendi sancımı gördüm.

Sancılarımın şekli değişmişti belki, ama oradaydılar. Her zaman oldukları gibi, sessizce bekliyorlardı.

Günün sonunda ay yeniden doğdu

ve ben bir cumartesi gecesinde yine bir pazarı bekledim.

“İçimizde yaşadığımız başka bir hayat var, kimseye görünmeyen.” — Turgut Uyar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir