Yazılar

  • Korumalı: kalbi ısıtan

    Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.

  • Bir yıla geç kalmak

    2026’ya geç kalmış gibi hissediyorum. Pek çok şeye makul ölçülerde geç kalmak normaldir pek tabi; buluşmalar, toplantılar, yemekler, eğlenceler… Ama bir yıla nasıl geç kalınır, onu hiç tahmin etmedim. 2025’in vedası çok sönüktü. Belki de bu yüzden yeni yılla buluşmak için fazla heyecan duyamdım. Sessiz sedasız geldi 2026. Heyecan uyandırmadan, söz ettirip merak ettirmeden. Her…

  • Love is

    Geçenlerde, ne zaman alıp bir kenara attığımı bile hatırlamadığım o Şıpsevdi sakızlarından birini buldum. Hani şu içinden “Aşk şöyledir, böyledir” diye cümleler çıkanlardan… Her seferinde gülerek bakıyorum onlara. Aşkı birkaç kelimeyle özetleyebileceğini sanan o tuhaf sakız fikrine. Aslında jelatini açarken fark ettim; mesele sakız değil.  Mesele, aşkın kelimelerle anlatılıp anlatılamayacağı.  Düşüncelerim de tam burada düğümlendi.…

  • Cumartesi mesaisi

    Yazmayalı uzun zaman olmuş. Bugün güzel bir cumartesi; yorgun ama keyifli. Bazen insanın keyfi, yorgunluğun içinden süzülüp geliyor. Son zamanlarda “kongre tadı” diye bir şey keşfettim. Uykusuzlukla başlayan sabahlarda, göz biraz daha net görsün diye mideye indirilen üç bardak kahve… Yanında birkaç kurabiye… bolca sigara; Hepsinin toplamında ağızda kalan o tarif edilmesi zor, samanımsı geçmeyen…

  • Ekim

    Yılın o zamanı geldi. Havalar serinledi, yapraklar dökülüyor, gökyüzü zamansız yağmurlarla bulutlanıyor. Kuşlar çoktan göçtü, ice latte içenler azaldı. Bu mevsim bana her zaman eğlenceli gelir, karikatür gibi. Sokakta yan yana yürüyen iki insan görürsünüz: Biri montuna sarılmış, diğeri hâlâ askısıyla dolaşır. O an hangisine daha yakın hissedeceğime karar veremem. Sadece aynı şeylere maruz kalan…

  • Didim

    6 Eylül Cumartesi Saat sabahın dördüne gelmiş. Didim Altınkum. Henüz ne yatmışım ne kalkmışım. Geceye geç, sabaha erken bu zamanı sindirememiş bir hâlde, bir şezlong üzerinde hem sarhoşları hem dalgaları dinliyorum. Burada altıncı günüm. İstanbul’un boğucu gürültüsünden, bitmek bilmeyen hengâmesinden kaçıp kendimi bu sessizliğe bırakalı bu kadar olmuş. Deniz, kum, güneş… bir şey eksik. Sanki…