İnsanın Büyük Yanılgısı

İnsan ne garip… Dünyaya gözlerini ağlayarak açar ama veda ederken gülüp oynayarak gideceğini sanır. Oysa zamanın çarkları değişse de insanın kaderi değişmez.

Ne mutluluk sonsuzdur bu hayatta ne de keder kalıcı. Aslında tüm o büyük kavgalarımız; bir anlık zafer, içten bir gülüş ve hepsinden öte, birazcık “sevilmek” uğruna değil mi? Sadece sevilmek için yaşıyor, sevilmek için çabalıyoruz.

Ve çoğu zaman sevilmenin ne demek olduğunu bile bilmeden… Bir sesin bize ait olmasını, bir bakışta anlaşılmayı, kalabalıkta kaybolmamayı sevgi sanıyoruz. Kırılıyoruz, kırıyoruz; yine de vazgeçmiyoruz. Çünkü insan, kalbi kırıldıkça değil, sevilmediğini hissettikçe yoruluyor.

Zaman geçiyor, yüzler değişiyor, sözler unutuluyor. Geriye yalnızca hissettiklerimiz kalıyor. Kime dokunduysak, kimde iz bıraktıysak, aslında onlarla var oluyoruz. Belki de bu yüzden affetmek zor geliyor, gitmek bu kadar ağır. Çünkü her vedada, biraz kendimizden ayrılıyoruz.

Sonunda anlıyoruz ki mesele kazanmak ya da haklı çıkmak değil. Mesele, biri tarafından gerçekten görülmek. Sessizliğimizle, kusurlarımızla, eksiklerimizle… Olduğumuz halimizle sevilmek.

İnsan en çok bunu istiyor; geriye kalan her şey, sadece gürültü.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir