Yılın o zamanı geldi.
Havalar serinledi, yapraklar dökülüyor, gökyüzü zamansız yağmurlarla bulutlanıyor.
Kuşlar çoktan göçtü, ice latte içenler azaldı.
Bu mevsim bana her zaman eğlenceli gelir, karikatür gibi.
Sokakta yan yana yürüyen iki insan görürsünüz:
Biri montuna sarılmış, diğeri hâlâ askısıyla dolaşır.
O an hangisine daha yakın hissedeceğime karar veremem.
Sadece aynı şeylere maruz kalan insanların,
nasıl farklı şekillerde baş ettiklerini görüp mutlu olurum.
Soğuk havaların gelmesiyle beraber
sıcak yaz anılarının unutulması gibi.
Geçen mevsimler, mutsuz anları unutturuyor.
İnsanlar sürekli değişiyor,
ya biz bazen geç anlıyoruz.
Yapraklar dökülüyor sanki tekrar yaz gelmeyecek gibi,
güneş doğuyor sanki yarın batmayacak gibi,
yağmur yağıyor sanki yarın yer kuramayacak gibi.
Kaybolan güneş de doğar.
Kaybolan yaprakta tekrar çiçek açar.
Tekrar batmak için,
tekrar kaybolmak için.
Sonbahar yazı gömerken,
kış da sonbaharı örter.
Ardımızda bıraktıklarımızı
gözyaşıyla değil,
yeni bir mevsimin rüzgârıyla unuturuz.