aşk ve nefret

Aşkın nefretin aynı yerden türediğini daha önce duymuştum;

Ama aşkın ve nefretin bir araya geldiği zaman ve ikisini aynı anda yaşamanın mümkün olduğunu fark edene kadar bu birlikteliğin ne denli yıkıcı olabileceğini tahmin bile edemezdim.

İçimizde kurduğumuz küçücük krallıkları, hayal cennetlerimizi yıkmak için ne bombalara, ne dev ordulara, ne de korkunç silahlara gerek var.

Bazen sadece bir cümle, bazen tek bir insan, bazen yalnızca bir an… Bütün duyguları, tüm zaafları, aşkı ve kini aynı noktada tutuşturabilir. Ve siz, neye uğradığınızı anlayamadan, enkazın tam ortasında yıkılmış bulursunuz kendinizi.

Aşkın ve nefretin aynı yerden türediğini duymuştuk;

Bu, ilk kez sigara içen biri gibi düşünürsünüz: Kanser yaptığını, türlü türlü hastalıklara yol açtığını bilirsiniz.

Ama hepsi bir başkasının başına gelirmiş gibi gelir o an. Uzak. Size değmeyecek kadar yabancı.

Aşkın ve nefretin aynı yerden türediğini duymuştuk;

Aşık olurken, günün birinde nefret etmeyi de göze almalısınız.

Belki o gün geldiğinde, nefret etmemiz gerektiğini anlamayacağız bile.

Ölüm nasıl yalnızca yaşlılığa bağlanıyorsa, bu duygular da başka sebeplere yüklenip geçiştirilecek. Gerçekleri kimse itiraf etmeyecek. Ama bu, cesaret eksikliği sayılmaz.

Asıl cesaret, kanaatimce yeterince nefret ettikten sonra hâlâ aşık olduğunu kabul edebilmek, en azından bir zamanlar öyle olduğunu kabul edebilmektir.

Aşkın ve nefretin aynı yerden türediğine daha önce duymuştuk;

Ama aşkın, nefret dönüşmeden önceki hâli…

Ya da nefretin bir anlığına bile olsa aşka geri kıvrıldığı o keskin çizgi…

İşte tam orada, her şey en çarpıcı hâlini alır.

Bir tanrı gibi, yukarıdan kullarına bakan bir bakışla bakar sana. Ve sen, aşağıdan başını kaldırıp sadece ona bakarsın. Günün birinde

İnsan her zaman karşındadır.

İnsan kusursuzdur. 

İnsan cömerttir. 

İnsan sevilmeyi hak eder. 

Şımartılmalıdır

Aşkın ve nefretin aynı yerden türediğine daha önce duymuştuk;

Şimdi biliyoruz: Aşk, önce nefrete, sonra hem aşka hem nefrete, ve nihayetinde yalnızca bir keşkeye… ya da sessiz bir tövbeye dönüşür.

***
“Aşkın zıttı nefret değildir, kayıtsızlıktır.”
— Elie Wiesel
***


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir