Bir yıla geç kalmak

2026’ya geç kalmış gibi hissediyorum.

Pek çok şeye makul ölçülerde geç kalmak normaldir pek tabi;

buluşmalar, toplantılar, yemekler, eğlenceler…

Ama bir yıla nasıl geç kalınır, onu hiç tahmin etmedim.

2025’in vedası çok sönüktü.

Belki de bu yüzden yeni yılla buluşmak için fazla heyecan duyamdım.

Sessiz sedasız geldi 2026.

Heyecan uyandırmadan, söz ettirip merak ettirmeden.

Her şeyin daha iyi olacağına dair o eski inanç mı kalmadı acaba? O yüzden mi böyle oldu? 

Galiba yaşadıkça umut etmeyi öğrenmiyor;

Takvim değişiyor ama insanın içindeki saat

eskisi kadar acele etmiyor.

Ben o süslenmiş sokakları,

yılın son vedasını,

can çekişinin son sözlerini dinleyemedim.

Ona da geç kaldım sanki.

Sokakta ne bir şarkıcıya rastladım

ne de yeni yıla ait bir melodi duydum.

Bastonlu şekerler, ışıklar, kalabalıklar…

Sanki hepsi başka bir şehirdeydi.

Vitrinler süslüydü ama kapalıydı.

Havai fişekler bile bu yılı karşılamaya gelmemişti.

Yeni yılın ilk günleri böyle işte.

Ne büyük kararlar var,

ne yüksek sesli umutlar.

Sadece fark edilmeden geçen bir eşik.

Ve insanın kendine sorduğu tek bir soru:

Ben mi bu yıla geç kaldım,

yoksa yıllar artık benden bir şey beklemediği için mi bu kadar sessiz?

Zaten herkes biraz geç kalmıyor mu?


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir